Şifreniz yoksa boş bırakabilirsiniz
mirc indir

Perihan abla isyan etti

Anasayfa > Magazin > Perihan abla isyan etti

Ünlü oyuncu yıllardır neden tiyatro yapmadığını ilk kez açıkladı ve parasızlık çektiği zamanlara dair çarpıcı anılarını anlattı. Uzun dizi sürelerine de karşı çıkan Kutman “Bu işin aslı 45 dakikadır. Dizi dediğin 45 dakika, sitcom 25 dakika sürer.” dedi ve hayattaki en büyük korkusunun yalnızlık olduğunu belirtti…

Perran Kutman’ın OT Dergi Mayıs sayısında Nurhak Kaya ile yaptığı söyleşiden satır başları şöyle;
84’ten sonra tiyatro yapmadım. Televizyonda Perihan Abla’yla o kadar geniş kitleyle buluştuk ki… Bir de özel tiyatronun şartları çok zordur. Hasta olsan dublörün yoktur mesela. Ben, hepimiz gibi, her şartta çıktım sahneye. Kostüme saygıyla başlar her şey. Ben onu giydiğim zaman oyum. Ulvi Uraz’la turneye çıkardık, altı ay sürerdi. Şehirler biter kasabalara geçerdik. Kuru temizleme mi var? Özel tiyatro, bir tane kostümün var. İşte kostüme saygıyı orada öğreniyorsun. “Yalova Kaymakamı” oyununda turuncu bir elbisem var, altı ay giydim. Temizlemeye verecek zamanın yok. Her gün oynuyorsun, günde iki oyun oynuyorsun. “Gözün gibi bakmak” denir ya…
Seneler önce, çok parasızım… Marketten kemik alıyordum, et alacak para yok. Kemikleri kaynatarak yemekleri lezzetlendiriyordum. Orada çalışan bir adam vardı. O adam hep “Ayırdım sana” derdi.

Beni, ‘Perran Kutman’ olarak tanıdığını zannetmiyorum. Seneler sonra bir markette o adamla karşılaştık. Tezgâhın arkasından çıktı dedi ki: “Belki ailenizden daha çok takip ediyorum sizi. O kadar gurur duyuyorum ki, o kemik alan Perran, şimdi Perran Kutman ve hiçbir şey değişmemiş. Hala o kemik alan Perran’ı görüyorum. Ama çok güzel bir yere geldi o.” Öyle duygulandım ki, beni adım adım takip etmiş.

Bundan sonra bir dizi daha yapmak istiyorum ama asla bu şartlarda değil. Bu sürelerde değil. Bu işin aslı 45 dakikadır. Dizi dediğin 45 dakika, sitcom 25 dakika sürer. İnsanlar bunu inceledi. Dikkat ne kadar sürede dağılır, ona göre yapıldı bu iş. Bir dizi 156 dakika olamaz. İki erkek oyuncu birbirlerine bir şey söyledikten sonra kalıyorlar öyle 15-20 saniye. Kâr kârdır diye öylece göz göze kalıyorlar. Anlam değişiyor, başka türlü bir şeyler oluyor. Cinayet bu, böyle bitiriyorlar dizileri. Eskiden özlemle beklenirdi yeni bölüm. Yayınlanacağı gün kimseye söz verilmezdi. İlk 15 bölüm tanıtım, ısınma, seyirciyle kontak kurma olur, ondan sonra o dizi vazgeçilmez olurdu.
Sinema filminde oynamayı çok isterim. Ama iyi senaryo gelmiyor ki. Genelde başrol de kadına gelmez zaten, komedi oyuncusu kadına. Demet Akbağ mesela, her zaman başroldür onun oynadığı. Ama başrol diye geçmez. O oyunculuğuyla karakterini başrole çıkarıyor. Yoksa ülkemizde başroller, senaryolar hep erkekler için yazılır.

Türk sineması üst düzeye gelmedi ama gayret var, oraya kanalize oluyor ki, bu çok güzel bir şey. Yani on tane film çekiliyorsa mutlaka içinden dört tanesi çok iyi olacaktır. Fakat diziler gibi olmasından korkuyorum. Diziler de seçerek başlandı, gayet güzeldi ama sonradan her önüne gelenle dizi yapıldı.
On sene kadar önce Anadolu Kavağı’ndaydık. Bir adam yanımızdan ayrılmıyor, gözü hep bizde. Bir süre sonra eşim Koral’ın yanına gelip şöyle dedi: “Enişte, bişey diyecem; Adana’dan geldim, karını çok seviyorum, bi dokuniyim mi?” “Tabii,” dedi Koral. Geldi, koluma dokundu; Eti, kanı, siniri hissetti. Teşekkür etti Koral’a. Gitti ondan sonra.

Mesleğime çok saygılıyım, yüreğim titrer. Mesela erkenden gitmek, sete karşı çok ayıp bir şey. Ben gene de geç kalırım endişesiyle sete erken gider, oraya üç dakika mesafede bir yerde arabanın içinde beklerim. Toplanma saati dokuzsa sen niye sekiz buçukta ordasın? Daha çay ocağı açılmamış.

Yıllar önce Ulvi Uraz’dan, Nisa Serezli gibi büyüklerimden ne öğrendimse ben de birlikte çalıştığım çocuklarıma öyle aktardım. Ama ders verir gibi değil. Benden öğrendikleri çok şey oldu. Öyle seviniyorum ki buna. Hayat Bilgisi’nde oynayan çocuklarımın her biri bugün başrolde oynuyor. Onlar benimle beraber ‘sete’ saygılı olmayı öğrendiler. Hayat Bilgisi sırasında en az yirmi beş çocuk vardı.

Hava kararmaya başladığından, önce onların sahnesi çekilirdi sonra benim sahnelerim. Bir tek gün onları yalnız bırakmadım. Benim sahnem çekilirken nasıl oynuyorsam onların sahnesinde de aynı şekilde oynar, başlarında dururdum. Yardımcı rol, figürasyon için gelmiş kişilerin karşısında da oynarım. Hiçbir şeyden korkmadığım kadar yalnız kalmaktan korkarım.

Etiketler : ,
Ekleyen : - Tarih: 01 Mayıs 2015 - 21:48 - Okunma Sayısı : 239 views
Google

BENZER İÇERİKLER

İlginizi Çekebilecek Diğer İçeriklerimiz

DİĞER YORUMLAR

Yorumlarınızı Paylaşabilirsiniz

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Cevabınız